Test ve Quiz 3 dk okuma Nihan Ertem
Okuduğunu anlama becerisi nasıl geliştirilir
Akıcı okuyan biri okuduğunu iyi anlamayabilir. Anlamak ayrı bir beceridir ve çalışılarak ilerletilebilir.
Bir metni okuyup bitirdikten sonra "ne okudum ben" duygusuna kapılmak, yalnızca dikkatsizliğin işareti değildir. Okuduğunu anlamak, gözlerin satırları taramasından çok daha karmaşık bir iştir ve ayrı bir beceri olarak gelişir. Akıcı okuyan biri, okuduğunu iyi anlamayabilir. İyi haber şu ki bu beceri yaşa bağlı bir yetenek değil, çalışılarak ilerletilebilen bir alışkanlıklar bütünüdür.
Anlamak neyi gerektirir
Bir cümleyi anlamak için kelimeleri tanımak yetmez; cümledeki ilişkileri kurmak gerekir. Kim, neyi, hangi koşulda yapıyor? Bu cümle bir öncekini destekliyor mu, yoksa ona itiraz mı ediyor? Metin ilerledikçe okur zihninde bir yapı kurar ve her yeni cümle bu yapıya yerleştirilir. Yapı kurulmazsa cümleler tek tek anlaşılsa bile metin bütün olarak akılda kalmaz. Sayfa sonunda hiçbir şey hatırlamama hâli genelde budur: cümleler işlenmiş, ama bağlanmamıştır.
Okumadan önceki iki dakika
Anlamayı en ucuz yoldan artıran adım, okumaya başlamadan önce metne kuşbakışı bakmaktır. Başlık, ara başlıklar, ilk paragraf ve son paragraf hızlıca gözden geçirilir. Bu iki dakika, metnin konusunu ve gideceği yönü belirler. Zihin ne bekleyeceğini bildiğinde, gelen bilgiyi yerleştireceği raflar hazır olur. Ön bilgisi olmayan bir konuda okumaya başlamadan önce konuyla ilgili bildiklerinizi kısaca hatırlamak da aynı işi görür.
Okurken soru sormak
Pasif okuma, metnin akmasına izin vermektir. Aktif okuma ise metne sürekli küçük sorular yöneltmeyi gerektirir: yazar burada ne iddia ediyor, bunu neyle destekliyor, bu paragraf bir öncekiyle nasıl bağlanıyor? Sorular yüksek sesle sorulmak zorunda değildir; alışkanlık hâline geldiğinde neredeyse otomatik işler. Bir paragrafın sonunda "burada söylenen şey neydi" diye durup tek cümleyle yanıtlayabilmek, anlamanın en pratik göstergesidir. Yanıt gelmiyorsa devam etmeden geri dönmek gerekir; ilerlemek boşluğu büyütür.
Bağlaçlar bu noktada değerli işaretlerdir. "Ancak", "buna karşılık", "dolayısıyla", "örneğin" gibi kelimeler metnin yönünü gösterir. Bunlara dikkat eden okur, yazının mantığını takip etmekte zorlanmaz.
Bitirdikten sonra ne yapmalı
Metin bittiğinde yapılacak en etkili şey, kitabı kapatıp okuduğunuzu kendi cümlelerinizle birkaç satırda toparlamaktır. Bu özet metne bakılarak yazılırsa değeri düşer; kapalı kitapla yazıldığında ise eksikleri açıkça gösterir. Toparlarken zorlandığınız bölüm, tam olarak yeniden okunması gereken bölümdür.
Bilinmeyen kelimeler de anlamayı sessizce aşındırır. Her kelimeyi anında aramak okumayı bölse de, tekrar eden ve anlamı kestirilemeyen kelimeleri kenara not edip sonradan bakmak uzun vadede fark yaratır. Kelime dağarcığı ile okuduğunu anlama arasındaki bağ, düşünülenden çok daha güçlüdür.
Metnin zorluk düzeyi de sonucu doğrudan etkiler. Gelişme için metnin biraz zorlayıcı olması gerekir, ama tamamen anlaşılmaz olmamalıdır. Her cümlede takılan bir okur, metnin yapısını hiç göremez ve yalnızca yorulur. Kendi seviyenizin bir adım üstündeki metinlerle çalışmak, hem devam etmeyi mümkün kılar hem de beceriyi ilerletir. Bir sayfada beşten fazla bilinmeyen kelime çıkıyorsa metin muhtemelen fazla ağırdır; daha kolay bir kaynakla başlayıp kademeli olarak yükselmek daha akıllıcadır.
Metnin türünü tanımak
Her metin aynı biçimde okunmaz. Bir anlatı, olayların sırasını ve kişiler arasındaki ilişkiyi takip etmeyi gerektirir. Bir tartışma metninde ise iddiayı, gerekçeleri ve karşı görüşü ayırmak gerekir. Bilgilendirici bir metinde tanımlar ve sınıflandırmalar öne çıkar. Okumaya başlarken karşınızdaki metnin hangi türden olduğunu fark etmek, hangi bilgiye dikkat etmeniz gerektiğini de belirler ve boşuna harcanan çabayı azaltır.
Uzun metinlerde bölüm bölüm ilerlemek de faydalıdır. On sayfayı tek nefeste okumak yerine iki üç sayfalık parçalar hâlinde ilerleyip her parçanın sonunda kısa bir duraklama yapmak, zihindeki yapının dağılmasını önler. Bu duraklamalar zaman kaybı gibi görünse de metne ikinci kez dönme ihtiyacını ortadan kaldırır.
Okuduğunu anlama, birkaç haftada tamamlanan bir kurs değildir. Düzenli okuma, ara ara durup toparlama ve bilmediğini fark edip geri dönme alışkanlığıyla aylar içinde belirgin biçimde gelişir. Bu gelişimin faydası tek bir derse de sığmaz; sınav sorusundan sözleşme metnine kadar hayatın büyük bölümü okunan şeyi doğru anlamaya bağlıdır.